Sabahın erken saatlerinden itibaren şenlik alanında başlayan etkinlikler çerçevesinde, kangal köpekleri ve koyun sürüleri eşliğinde yapılan yürüyüşle Yörük göçü canlandırıldı.
Etkinlikte konuşan Çal Kaymakamı Fatih Arıkoğlu, yarışmanın 8 asırdır halkın gönlünde yer ettiğini belirterek, vatandaşların katılımının, yarışmanın yüzyıllarca devam edeceğini gösterdiğini söyledi.
Çal Ziraat Odası Başkanı Ömer Ayhancı da, geleneksel hale getirilen yarışma ile gıdanın temeli olarak kabul edilen hayvancılığın ve tarımın öne çıkmasını sağlamak adına burada toplandıklarını belirtti.
Konuşmaların ardından düzenlenen Sudan Koyun Geçirme Yarışması'nda, Denizli'nin Çal, Çivril ve Baklan ilçelerinden 28 çoban, rengarenk boyadıkları sürünün lideri koçların öncülüğünde koyunlarını Büyük Menderes Nehri'nde karşıya geçirmeye çalıştı.
Yarışma, çobanın kendisinin nehre atlamasının ardından sürünün içinden el koyunu olarak seçtiği koyun ve diğerlerinin atlamasıyla gerçekleştirildi. Sırayla atlayışlarını yapan sürüler, jüri tarafından verilen puanla değerlendirildi. Yarışmada bazı çobanların, sürülerin liderleriyle nehrin karşısına geçtiği, bazı sürülerin çobanları takip etmeyerek geri döndüğü gözlendi.
Yarışma sonunda, geleneklere uygun olarak, şenlik alanında kaval çalındı, dereceye giren çobanlara ödülleri verildi.
-YARIŞMANIN ÖYKÜSÜ-
Aşağıseyit köyünde her yıl düzenlenen yarışmaya ilham olan efsane şöyle:
''Karakoyunlu aşiretinden bir çoban, Çal yöresine yerleşen Oğuz beylerinin birine çoban olur. Çoban ile beyin kızı birbirlerine aşık olur. Yörede çok sevilen çoban, beyden kızını ister ancak alamaz. Kızını vermek istemeyen bey, çobana 'Koyunlara 3 gün boyunca tuz yedireceksin ve Büyük Menderes Nehri'nden su içirmeden karşıya geçireceksin' der. Bu şartı kabul eden çoban, koyunları su içirmeden karşıya geçirir. Bey yine de kızını vermez. Beyin kızının aşkından hastalanması üzerine çoban yöreden kovulur. Kız bir süre sonra ölür. Çoban, ömrünü kaval çalarak dağlarda geçirir.''






































